ÖZLÜ SÖZLER

MUTLULUK ENGEL TANIMAZ





Mutluluk, herkesin sahip olmak istediği, ancak çoğunun bulamadığı, ya da fark edemediği  bir duygu. “Mutluluk neden bu kadar çok aranıyor”  acaba?

Mutluluk hissedilen bir duygu, insanın içini kaplayan ve ısıtan, bu nedenle sevgiyle çok yakın ilişkili. Sevmek ve sevilmek insanı mutlu eden en büyük ihtiyaçtır. Her yaşta ve her koşulda insana “iyi” gelir. Sevgi koşulsuz olduğunda değerlidir ,  varoldukça artar, ve insandan çevresine, çevresinden de insana doğru  quantum enerji titreşimleri halinde yayılım gösterir.
Doğayı, insanları, kedi-köpeği, çiçek- böceği, güneşi-ayı-yıldızları sevmek … Anne karnında başlar sevgi ve mutluluk kaydımız. Yaşama sevincini, başarı için gerekli motivasyonu, sağlıklı olmanın hormonal desteğini sağlayan duygusal  kaynağımız. Eğer küçüklükte mutluluk kaydınız yapılmış ve siz tüm yaşam dönemlerinizde  bunun üzerine mutluluk anılarınızı eklemeyi başarmışsanız, yani bu konuda birikimleriniz varsa mutluluk kaynağınız hem zengin, hem de ulaşmanız kolay olacaktır. Çünkü duyusal alıcılarınızın frekansı mutluluğu  kolay algılar haldedir.                                       

Diyelim ki; çocuklukta mutluluk kaydınız vardı, ancak daha sonra öyle şeyler yaşadınız ki, mutluluğun farkında olamadınız ve mutluluk anılarınızı yeterince biriktiremediğinizi düşünüyor, şimdi ise bu ihtiyacı iliklerinize kadar hissediyorsunuz.                      
Ne yapabilir siniz?

Öncelikle (size özel) mutluluk kaydınıza yeniden ulaşmanız , ya da yeni bir kayıt oluşturmanız  gerekmektedir. Bu konuda  farkındalığınızı geliştirerek,  algılarınızı “mutluluğu algılar” frekansa uyumlamanız ikinci adımdır.

Sonra da olabildiğince farklı yollardan ve küçük- büyük demeden “mutluluk kumbarasına” birikim yapabilmek.

Mutluluk tanımı, anlamı, önemi ve yolları tamamen sizin seçimlerinize bağlı…

Bununla ilgili beni oldukça etkileyen bir öykü tam da bunu anlatır:

Zor hayat şartlarına rağmen 92 sene yaşamla mücadele edebilmiş ufak tefek, kendinden emin, gururlu, her sabah sekizde giyinip kuşanan ve gözleri görmediği halde saçlarını kıvırıp makyajını yapan yaşlı hanım, eşini kaybettikten sonra huzurevine taşınır.

Huzur evinin kapısında sabırla beklenen birkaç saatin ardından, odasının hazır olduğu söylendiğinde tatlı tatlı gülümser. Bunu gören görevli odasına doğru yavaşça yürürken odasını anlatmaya başlar. Penceresinde asılı çiçekli perdelerden söz edince yaşlı kadın küçük bir kızın heyecanıyla “O perdeleri pek severim” der.

Görevli “Hanımefendi henüz odayı görmediniz, biraz bekleyin” derken yaşlı kadın şu cevabı verir:

“Mutluluk zamandan önce karar verdiğiniz bir şeydir. Benim odadan hoşlanıp hoşlanmamam mobilyaların nasıl düzenlenmiş olduğuyla değil, benim onları zihnimde nasıl düzenlediğimle ilgilidir.
Ben onlarla mutlu olmaya karar vermiştim zaten. Bu benim her sabah uyandığımda verdiğim bir karardır. Bir seçme hakkım var: 
Ya bütün günümü artık çalışmayan vücut parçalarımın bana verdiği sıkıntıyı düşünerek geçiririm ya da yataktan çıkıp hala çalışanlar için şükrederim.

Gözlerim açık olduğu sürece her yeni gün bir hediyedir. Yeni güne ve hayatımın sadece bu döneminde biriktirdiğim mutlu anlara konsantre olacağım.

Mutluluk banka hesabı gibidir!
Banka hesabına dolu dolu mutluluk hatıraları yatıranlar ihtiyaç duyduklarında o hesaptan mutluluk çekebilirler.”

Mutluluk yolundaki en büyük engelimiz ise bu konuyla ilgili düşünce, duygu ve bunları dile dökme alışkanlıklarımızdır. Öğrenilmiş çaresizliklerimiz, yaşama, insanlara ve olaylara bakış açımız, hepsi birlikte “algımızda seçme ya da seçememe” gibi zihinsel farklılıklarımızı belirler ki, bu da neden herkesin aynı şeyden mutlu olmadığını açıklar bize.

3 Aralık Engelliler Günü’nde, her insanın farklı engelleri olduğunun farkındalığıyla, bedensel engellileri anlayabilmek adına biraz düşünelim.
Onların engellerini aşmaları yönünde yaşamlarını kolaylaştıracak neler yapılabilir?
Bireysel katkımız ne-neler olabilir? Kendi mutluluğumuzun önündeki zihinsel engellerimizi kaldırarak  “mutluluk engel tanımaz” diyelim ve mutluluk anılarımızı biriktirmeye devam edelim.

Yaşamın hediyelerini diğer yaşamlarla paylaşmanın mutluluğu ile, sağlıklı ve mutlu kalın.