ÖZLÜ SÖZLER

ZEKA NEDİR ?



Benim çocuğum çok zeki, ama çalışmıyor ... Çok zeki bir çocuk (insan, çalışan…)Gözünden zeka fışkırıyor, her halinden zeki olduğu anlaşılıyor…  diye tanımladığımız zeka hakkında neler biliyoruz?
Genelde “zeki” diye tanımladığımız insanların acaba hangi zeka yönünden bahsediyoruz? Kaç tip zeka var ?
Zeka doğuştan mı? Yoksa sonradan da gelişebilir mi?

Zeka (anlak) birçok yetiyi içinde barındıran genel bir tanımdır. Kısaca sahip olduğumuz, “zihinsel yetenekler bütünü “ olarak tanımlayabiliriz.                                                                                                
Zihinsel yeteneklerimiz; algı kanallarımızla dışarıdan aldığımız bilgileri anlamlandırma, öğrenme, muhakeme etme, akıl yürütme, sonuç çıkarma ve hafızada depolama  gibi işlevleri kapsar.                                                      
Bu nedenle zekayı, bir tek işleve indirgemek ve onu en iyi şekilde yapanı “zeki” olarak tanımlamak doğru değildir.

Zeka; öğrenme, öğrendiklerimizden yararlanma, yeni durumlarla karşılaştığımızda uyum sağlayabilme ve çözüm üretebilme gibi birçok becerilerin toplamını kapsar.                                                                                

Kişinin zekasını belirleyen  etmenler  genetik,  doğumsal  ve çevresel  faktörler olmak üzere başlıca  üç grup altında incelenmektedir.

Temelde zekanın çekirdeği  doğuştan kalıtsal olarak, genetik geçişle belirlenir.  Çocuğa anne-babasından geçen  kromozomların taşıdığı kodlar ile asıl yapısı beliren zeka; beynin işlevselliği olduğundan, beynin maruz kaldığı her durumdan etkilenir.
Çocuk, anne karnında geçirdiği sürede annenin beden- zihin –ruhsal ve sosyal olarak yaşantılarından ve doğumun seyri sırasındaki gelişmelerden doğal olarak nasibini alır.                                                                          
Annenin fizyolojik olarak beslenmesi, sıvı elektrolit dengesi, annenin kan ve diğer hormon değerleri (karaciğer, böbrek, tiroid vb) ve oksijen durumu bebeğin zeka gelişimini etkiler.                                                                                    Okuma ve öğrenme, zihin için hava, su, gıda kadar gereklidir. Bu nedenle gelecek nesillerin daha zeki, daha başarılı ve mutlu olmasını istiyorsak, bugünün annelerinin bilinçli olması ve de zihinlerini bilgiyle beslemeleri gerekmektedir.
Buğday elde etmek istiyorsak arpa ekmek yeterli olur mu?

Annenin duygusal durumu (ruh hali) karnındaki bebeğin ilk duygusal kayıtlarını; yaşamı nasıl algıladığı (kolay- zor), ( mutluluk- mutsuzluk) (seven-sevilen) (değerli- değersiz) vb. oluşturur. Annenin doğumla ya da gelecekle ilgili kaygıları da olduğu gibi çocuğa geçen olgulardır. Anneler, bu durumun farkındalığıyla, kendi duygu durumlarını yönetmeyi öğrenirlerse, anne karnındaki çocuğuna da çok güzel bir genetik miras bırakmış olacaklardır.

Doğum öncesinde annenin doğumla ilgili (beden-zihin ve duygusal) hazırlığının yapılmış olması, her üç durumda da daha sağlıklı bir bebeğin ve zeka yapısının oluşması için önemlidir.

Doğum anında özellikle bebeğin oksijen dengesinin iyi korunması çok önemlidir. Çünkü zihnin işlevi için birinci koşul iyi oksijen düzeyidir.

Doğum sonundan itibaren bebekleriyle uyum sürecinde olan genç anne-babaya çevrelerinde daha deneyimli olan insanların destek olmaları çok önemlidir. Doğumdan sonra çevrenin zihin işlevlerine etkisi başlamaktadır. İlk temaslar, duyulan ilk sesler, görüntüler (olumlu ya da olumsuz) vb, çocuğun ilk zihinsel algılarını ve deneyimlerini oluşturmaktadır.

Çocukluk süresinde; çevresinde ne kadar fazla zihinsel uyaranla karşılaşırsa ve çocuğa içinde bulunduğu dönemle uyumlu sorumluluklar verilir ve düşünmesi,  çözüm üretmesi, kendini ifade etmesi sağlanırsa  zeka gelişimi devam etmektedir.

Bilişsel zeka (IQ) daha çok genetik aktarımla ilgili iken Duygusal Zeka (EQ) ve bunun önemli bir kısmını kapsayan sosyal yetkinlik (SQ) bireyin yapısındaki genetik kodlar kadar, çevre faktörlerin (eğitim, gelenek, görenek, sosyal yaşam vb) etkisiyle gelişimini sürdürmektedir. Bu zeka modellerinin  her birinin farklı işlevleri ve bireyin yaşamında farklı etkileri vardır. Biri diğerinden üstün, ya da iyi değildir. Önemli olan bireyin kendi zeka tipleriyle ilgili farkındalık geliştirmesidir. Ve de her birini doğru yerde ve doğru zamanda uygulamaya koyarak  sinerjik etki oluşturabilmektir.

Duygusal ve sosyal zeka yetkinliklerindeki gelişim bence; kişinin bilinci, yeniliklere açık olması ve öğrenme isteğini beş duyusuyla birleştirerek deneyimlemesi oranında yaşam boyu devam etmektedir.

İnsan kendi benliği ve çevresiyle bir bütündür.

Beden-zihin-ruh ve sosyal çevrenizi olumlu yönden etkileyecek; barış, sağlık, dostluk, başarı, huzur ve mutlulukla
İYİ YILLAR!...